Yakın zaman önce kamuya açıklanan “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı” ile yeni bir mesleğe kapı açılıyor; Mediatörlük ( Arabuluculuk ).

Uyuşmazlık yaşayan kişilerin Mahkemeye gitmeye gerek kalmaksızın ya da Mahkeme sırasında davayı çabuklaştırmak ve kolaylaştırmak için tercih ettikleri alternatif uyuşmazlık çözümlerinden (Alternative Dispute Resolution, ADR )  biri olan mediasyon (arabuluculuk), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Tavsiye Kararları doğrultusunda ülkemizde de yasalaşıyor.

Tasarıda arabuluculuk, dava açılmasından önce yahut davanın görülmesi sırasında, sistematik teknikler uygulayarak, tarafları görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzman eğitimi almış, tarafsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen faaliyet olarak tanımlanıyor.

Bu tanım çerçevesinde, arabulucunun uyuşmazlık hakkında her hangi bir karar vermesi söz konusu değil. Hatta arabulucu taraflara çözüm önerisinde dahi bulunamıyor. Arabulucu sadece sistematik bir şekilde “iletişim teknikleri” uygulayarak, tarafların iletişim kurmasını kolaylaştırıyor ve onlara güvenli ve rahat bir “müzakere” ortamı hazırlıyor. Bundan sonrası taraflara kalıyor. Arabuluculuk süreci sonunda tarafların tamamen kendi özgür iradeleri ile ve sorumluluğu da kendilerine ait olacak şekilde, uzlaştıkları konular arabulucunun huzurunda bir anlaşma metni haline getirilerek imza altına alınıyor. Konunun en önemli kısmı ise bu anlaşmanın “ilam mahiyetinde belge” olarak kabul edilmesi; yani bu belge aynen bir mahkeme kararı gibi işlem görüyor.

Aslında arabuluculuk şu anda yürürlükte olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 35/A maddesi uyarınca avukatların yapabileceği işler arasında. “Uzlaşma Sağlama” başlıklı 35/A, avukatlara müvekkilleri ile birlikte  bir dava sırasında ya da dava açılmadan önce karşı tarafı uzlaşmaya davet etme yetkisi veriyor. Karşı taraf daveti kabul eder ve müzakereler sonucunda bir anlaşmaya varılır ise, bu anlaşma her iki tarafın ve  avukatların imzası ile ilam mahiyeti kazanıyor; yani aynen bir Mahkeme kararı gibi icra kabiliyeti oluyor.

Mevcut yasal düzenlemeye göre arabuluculuk Avukatlık Kanunu 35/A maddesi çerçevesinde sadece avukatlara verilen bir yetki iken, yeni tasarı kapsamında lisans diploması sahibi olup, en az 150 saatlik arabuluculuk eğitimini alarak Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenecek olan sınavda başarılı olan 30 yaşını aşmış her bireyin yapabileceği bir meslek haline gelecek. Lisans eğitimini hukuk dışında bir alanda tamamlamış olan kişilerin ayrıca 100 saatlik bir hukuk eğitimi almaları “arabulucu” olmaları için yeterli olacak.

 İşin trajikomik tarafı ise tasarının aynen kabulü halinde avukatlar  arabuluculuk yapamayacaklartır. Zira Avukatlık Kanunu 11. madde ile belirlenen”avukatlık ile bağdaşan işler” arasında “arabuluculuk” sayılmamıştır. Zorlama bir yorum ile arabuluculuğun avukatlık mesleği ile bağdaştığı kabul edilse dahi avukatların reklam yasağı varken, avukat-arabulucular ve diğer arabulucular arasında eşit olmayan bir rekabet ortamı oluşması da kaçınılmazdır.

Bu süreçte dikkati çeken bir başka konu da bu Kanunun, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri işlerden kaynaklanan hukuk uyuşmazlıklarında uygulanacak olmasıdır. Bu Kanun “Aile Mediasyonu” alanında bir düzenleme getirmemekte olup, mediasyona en çok ihtiyaç duyulan aile uyuşmazlıkları bir süre daha sadece Aile Mahkemelerinin mevcut yapılanması içinde çözümlenmeye devam edilecektir.

        Bu çerçevede , Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu tasarısının görüşmeleri sırasında gerek Avukatlık Kanunu, gerek Reklam Yasağı Yönetmeliği, gerek ise aile mediatörlüğü konularında da yeni düzenlemeler yapılması kaçınılmazdır.

Avukatlık Kanunu 11. maddesinin değiştirilerek arabuluculuk mesleğinin “avukatlık ile bağdaşan işler” kapsamına alınması ve Reklam Yasağı Yönetmeliğinde değişiklik yapılarak avukatların “arabulucu”, “uzlaştırıcı” ya da “mediatör”  kelimesini de  meslek olarak kullanabilmeleri sağlanmalıdır.